1 Mayıs 2017 Pazartesi

1 Mayıs!... - Arzu KÖK

1 Mayıs!…

Bugün 1 Mayıs!.. Bugün, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü!... Bugün dünyanın her ülkesinde ırk, dil, din, milliyet, siyasi görüş farkı gözetmeksizin işçiler, emekçiler, işçi sınıfının bu tek ve büyük bayramını kutlayacak.


Ama;

Elleri nasırlı olmayanlar, alın terinin, göz nurunun ne demek olduğunu bilmeyenler bilmezler 1 Mayıs’ı… 

Ter dökmeyenler, ekmek parası uğruna çalışırken terleri ayak topuğuna inmeyenler bilmezler 1Mayıs’ı…

Avanta ile geçinenler bilmezler 1 Mayıs’ı…

Gemicik sahipleri bilmezler 1 Mayıs’ı…

Mısır ithal edenler, pastörize yumurta satanlar, arazileri talan edenler, borsada kara para aklayanlar, doğayı katledenler bilmezler 1 Mayıs’ı…

Vatandaşın dini duygularını sömürenler, bu yolla insanları kandırıp paralarını alanlar, bunları holdinglere aktaranlar, kendi Tv kanallarını kuranlar bilmezler 1 Mayıs’ı…

Kadını siyasi rant gibi görenler, üç eş sahibi olanlar bilmezler 1 Mayıs’ı…

Çocuklarını sahte raporlarla askerlik görevinden kaçıranlar, yurtdışında besleyip büyütenler, aşı ekmeği kolay yollardan kazananlar bilmezler 1 Mayıs’ı… 

1 Mayıs, Herhangi bir işyerinde iş güvenliği olmadığından can veren, sakat kalan işçinin hakkını savunmaktır…

1 Mayıs, çocukluğunu yaşayamadan ufacık bedenleri ile çalışmak zorunda kalan çocukların ekmeğini, alın terini savunmaktır… 

1 Mayıs, üretime katkı yapan, emekçi kadınların haksızlığa, sömürüye karşı haykırışı demektir…

1 Mayıs, bedenen ve ruhen yaşanılan yorgunluk ve alın terinin, hak edilenlerin taçlandırılması demektir… 

1 Mayıs, demir cevheri önünde aşırı sıcaktan göz pınarları kuruyan emekçinin hakkını savunmaktır…

1 Mayıs, yerin metrelerce altında çalışmak durumundaki maden işçisinin alın terini savunmaktır…

1 Mayıs, burjuvanın ucuz işçi çalıştırarak, emekçi sırtından zengin olanlara karşı
karnavallarda, yedi yıldızlı lüks, jakuzili otellerde, sevgilileri ile gününü gün edenlere
boyun eğmeme mücadelesi demektir…

1 Mayıs, emekçinin alın terini değerlendirme bayramıdır…

İşte tüm bu nedenlerden ötürüdür ki kimse öküz altında buzağı aramasın. Kutlanmasının önüne geçmek adına engeller koymaya çalışmasın, mazeret aramasın. 

Seçimlerde işçilere yapmadıkları vaat kalmayanlar, işleri yoluna girdiği an önce işçileri unutuyorlar. Oysa işçi, ekmeğine ve alın terine bağlıdır. İşinde hile hurda olmaz. Adam gibi çalışır, ekmeğinin karşılığını da ister doğal olarak. Vergisini kaçırdığı da bugüne kadar görülmemiştir. Hakkını arayan işçinin sağı, solu, önü arkası olmaz. Tek istediği hakkını alabilmektir:

“1991 Zonguldak’tan başlayan büyük madenci yürüyüşünde sendika başkanı Şemsi Denizer başkanlığında Ankara’ya yürüyen madenciler Mengen devlet yolunu kapattıklarında tutuklanan maden işçisini sorgulayanlar şu soruyu sormuşlar; ‘Komünist misin, Marks’ı, Lenin’i tanıyor musun?’ Şöyle yanıtlamış maden işçisi; ‘Valla efendim, bizim köyde böyle birini tanımıyom, hiç görmedim, şart olsun hiç görmedim böyle birini’ olmuş…

Yine bugün Türkiye’de her din-mezhep ve milletten işçiler İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere bütün ülke genelinde pek çok meydanda toplanarak, sokaklara çıkarak taleplerini haykıracaklar; dünyanın her yanındaki sınıf kardeşleriyle, 1 Mayıs’ın birlik, dayanışma ve mücadele değerleri üstünden aynı sınıfın parçası olduklarını duyumsayacaklar. 

Ancak Türkiye’de işçiler dünyanın diğer ülkelerindekinden daha ağır koşullarda gidiyorlar meydanlara. Zira ülke uzunca bir zamandan beri KHK’ler ve OHAL Yasası’yla yönetilmektedir. Ülke “tek parti tek adam” rejimine sürüklenmiştir. Bu nedenledir ki Türkiye işçileri için mücadele sadece sınıfsal bilincin getirdiği mücadele değil, aynı zamanda ülke sınırları içinde hayatta kalabilme mücadelesidir. Bir de bu yıl toplu sözleşme yılıdır. Kıdem tazminatının fona devredilmesi konuşulmaktadır. Kısacası bu güne kazanılmış sınıfsal haklarının kaybedilme yılı olma handikabı söz konusudur. 

Tüm bu sorunlarla karşı karşıya olan işçiler bu haklarını savunmak adına mücadele ederlerken, sendikal bürokrasinin işçileri, onları 1 Mayıs değerlerinden ve kutlamalarından uzak tutmak adına büyük gayret sarf ediyorlar. Tabii bir de bugünün 1 Mayıs olduğunu, tatil olduğunu bilmeden çalışmaya devam edecek ve belki bugün meydana gelecek iş kazalarında hayatını kaybetmek durumunda kalacak işçiler var. Sendika bürokrasisi ise işçilere karşı değil egemenlere karşı görevlerini yapmanın rahatlığı içinde mutlu olacaklar…

Evet; bugün 1 Mayıs ve 1 Mayıs’ı bütün dünyanın işçileri gibi Türkiye’nin işçileri de alanlara çıkarak kutlayacak. Ama mücadele yarından itibaren, işyerinde ve hayatın her alanında  sürmeye devam edecek. Aslında 1 Mayıs, mücadelenin nasıl olacağını, sınıfsal taleplerin nasıl şekilleneceğini, kolektif bilincin öneminin sergilemesi açısından da çok önemlidir. Ancak ülkemizde durum bu değildir. Aksine işçileri sınıf bilincinden uzaklaştırma çalışmaları son hız devam etmekte ve sendikalar da buna alet olmaktadır.

Bugün, “iş, ekmek, özgürlük” için, “kazanılmış haklarını kaybetmemek” için, “savaş politikalarına karşı olduklarını haykırmak” için, “içeride ve dışarıda savaşa hayır” demek için, “halkların kardeş olduğu bir Türkiye” demek adına meydanlarda olacaklar. 

1 Mayıs kutlu olsun…


Arzu KÖK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder